Pirinç kalitesi; başta genetik yapı (çeşit özelliği) olmak üzere, yetiştirme tekniği, pirince işleme, depolama ve pazarlama şartlarından etkilenir. Bu unsurların kaliteyi nasıl etkilediği ve son tüketiciye ulaşana kadar kalitenin yükseltilmesi ve muhafazası için gerekli koşulları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Çeşit özelliği ve çeşit seçimi 
Çeltik çeşitleri farklı genetik yapıda olduğu için kaliteye etki eden fiziksel ve kimyasal özelliklerinde de farklılıklar gösterirler. Örneğin Basmati tip denilen aromalı pirinçler çok yüksek fiyatlarla alıcı bulmaktadırlar. Türkiye’ de ise Baldo çeşidini başlı başına bir marka olmuş çeşit olarak kabul edebiliriz. Baldo çeşidi genellikle en yüksek fiyatla satılmakta ve aynı şekilde diğer Baldo ya benzeyen çeşitlerde Baldo adı altında pazarlanmaktadırlar.
Bu nedenlerle kaliteli pirinç üretimi ekilecek çeşidin seçimi ile başlar, çeşit seçiminde de; pazarın kalite istekleri, seçilecek çeşidin, pirincinin fiziksel ve kimyasal özellikleri, olgunlaşma gün sayısı, olgunlaşmada yeknasaklık, çevre şartlarından etkilenme durumu v.b göz önüne alınmalıdır. Bu özellikler dikkate alınarak Türkiye için; iri, camsı taneli pirinç veren çeşitlerin üretimi yapılmalıdır. Bununla birlikte yöresel isteklerin de göz önünde tutulması gerekir diyebiliriz. Türkiye de yetiştirilen bazı çeltik çeşitlerin değişik özellikleri Çizelge 1 ve Çizelge 2’ de verilmiştir.

Tarla hazırlığı
Kaliteli çeltik yetiştirmek için tarla hazırlığında dikkat edilecek en önemli husus tarla tesviyesidir. Bu da son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlayan lazerli tarla tesviye aletleri ile olur. Bu aletler ekilecek tarlada istenen eğimde ve büyüklük tavaların hazırlanabilmesini sağlar. İyi tesviye edilmiş tarlada tarlanın her yerinde aynı yükseklikte su tutulabileceğinden hasatta da aynı olgunluk ve yapıda tane elde edilebilir. Yine iyi bir tesviye sonucu tarlada gübreleme, ilaçlama gibi bakım işleri daha kolaylıkla ve başarılı şekilde yapılır, bu şekilde de verim artışı da sağlanır.

Ekim zamanı ve sıklığı 
Ülkemizde çeltik yetiştirme mevsimi bakımından zaman kısadır. Erken ekimlerde çimlenme ve tutunma sorunları ortaya çıkmakta geç ekimlerde de olgunlaşma olmadan havalar soğumaya başlamaktadır. Bu nedenlerle mayıs ayının ilk yarısı içinde ekim bitirilmelidir (Sürek ve Beşer, 1998a). Geç ekimlerde havaların soğumaya başlaması nedeniyle gece ve gündüz sıcaklarının çok farklı olması kaliteyi olumsuz etkiler. Ayrıca geç ekimlerde sonbahar yağışlarının başlaması nedeniyle hasattan önce yağış yağar ise bu da randımanı düşürmektedir. Çoğu çeltik ekiliş alanları taban arazide olduğu için sonbahar yağışları nedeniyle bazı yıllar hasat dahi yapılamamaktadır. Bu nedenlerle uygun yetişme süresine sahip çeşitler seçilmeli ve fazla geç kalınmadan ekim bitirilmelidir.

Ekimde 18 kg/da civarında tohum kullanılmalıdır (Anonim,1993). Yüksek ekim sıklıkları bitkiler arasında kaynak kullanımı için rekabeti arttırır ve hastalıkların oluşma riski yükselir. Diğer taraftan düşük ekim sıklıklarında kardeşlenme artar, kardeşlerin aynı zamanda olgunlaşmaması nedeniyle, hasat değişik olgunlaşma durumlarındaki bitkilerde beraber yapılır buda kaliteyi olumsuz yönde etkiler.

Gübreleme, ve gübre dozu
Yapılan araştırmalarda çeltik için uygun gübre dozu olarak saf 15 kg/da Azot ve 8 kg/da Fosfor gübrelemesi uygun gübreleme dozu olarak bulunmuştur (Anonim, 1990., Sürek ve Beşer, 1997b). Potasyum genellikle ülkemiz topraklarında yeterince vardır. Fosforun tamamı ekim öncesi toprak altına verilmelidir. Azotlu gübre ise en az iki defada olmak üzere parçalara ayrılarak verilmelidir. Azot eğer iki defada verilecekse yarısı ekim öncesi ve çıkış sonrası kalan yarısı mutlaka salkım oluşum başlangıcında (ekimden 50-60 gün sonra) verilmelidir. Azotlu gübreleme eğer üçe bölünerek atılacaksa 1/3 ü ekimden önce, 1/3 ü kardeşlenme başlangıcında 1/3 ü de mutlaka salkım oluşum başlangıcında verilmelidir (Anonim, 1990).

Azotlu gübre, çeltik için en önemli gübredir ve mutlaka tavsiye edilen dozlar tarlanın Azot içeriği de göz önüne alınarak kullanılmalıdır. Fazla azot kullanıldığı zaman; kardeşlenme artar, böylece sonradan oluşmuş kardeşler nedeniyle değişik olgunluk derecelerinde salkımlar hasat edilir, salkımda başakçık kısırlığı artar, olgunlaşma gün sayısı artar. Bazı yıllar çeltik tane dolduramadan havalar soğur ürün alınamaz, yatma artar, hastalıkların oluşma, özellikle yanıklık hastalığı riski artar ve verim düşer. Azot düşük dozda kullanıldığında ise; verim, tane iriliği ve protein içeriği düşer. Uygun Azot dozunda gübreleme yapılmazsa verim ve kalitede aynı zamanda düşer (Anonim, 1991, Beşer,1997b., Sürek ve Beşer, 1997b).

Çinko çeltik için önemli olan diğer bir gübredir. Çinko noksanlığında, çeltik çıkış sırasında tutunamamakta, alan alan seyrelmeler olmakta alt yapraklarda kahverengileşme ve kızarıklıklar görülmektedir. Bu nedenle verim ve kalite düşmektedir. Çinko gübrelemesi için ekim öncesi 2-4 kg/da Çinkosülfat uygulaması en pratik ve ekonomik uygulamadır. Çıkış sonrası yeşil aksam ilaçlaması olarak da kullanılabilir fakat geç kalınmış ise yapraktan çinko sülfatın asitliği düzenlenerek veya diğer çinko içerikli yaprak gübresi kullanılarak uygulama yapılabilir.

Zirai mücadele ilacı kullanımı
Çeltikte, zirai mücadele ilacı en yoğun olarak yabancı ot kontrolü için kullanılmaktadır. İlaçlar uygun zamanda ve dozda kullanılmalıdır. Aksi takdirde aşırı dozda ilaç kullanmak zorunda kalınır, yüksek dozda zirai mücadele ilacı kullanımı yabancı otlarla birlikte çeltik bitkisine de zarar verir. Çeltik yanıklık hastalığına daha kolay yakalanır, kardeşlenme üzerine etki eder, kök gelişmesini engeller verimi düşürür. Ülkemizde yetişen çoğu çeltik çeşidi kök boğazı çürüklüğü ve yanıklık hastalıklarına hassastır. Kök boğazı çürüklüğü hastalığı ile mücadele için ekim öncesi benomylli ilaçlar ile tohum ilaçlaması yapmak gerekir (Anonim, 1998). Yanıklık hastalığı için mücadele tohum ilaçlaması ile başlar, uygun yetiştirme tekniği (fazla sık olmayan ekim, yüksek azotlu gübreden kaçınma, soğuk suyla sulamama) kullanımı ile devam eder. Buna rağmen iklim şartları, hastalığın yayılması için uygun olursa (gecelerin serin olması, gündüzlerin de havaların kapalı ve yağışlı olması, nem oranının ve sıcaklığın yüksek olması) hastalığın ilk belirtileri görülür görülmez yeşil aksam ilaçlaması yapılmalıdır, şartlar devam ediyorsa yeşil aksam ilaçlaması 2. ve 3. defa tekrarlanmalıdır. Pirinçte kalıcı etki bırakacağı için hasada yakın ilaçlamadan kaçınılmalıdır. Yanıklık hastalığı dikkatle izlenip uygun mücadele yapılmazsa verimi ve pirinç randımanı düşürür (Sürek ve Beşer, 1997a, Sürek ve Beşer ,1998b).

Tane dolum ve olgunlaşma sırasında iklim şartları
Yetiştirici uygun yetiştirme tekniklerini kullansa da, elinde olmayan iklim şartları nedeniyle çeltik kalitesinde yıllara ve bölgelere göre farklılıklar olabilir. Yüksek sıcaklıklar cılız ve tebeşirimsi (beyaz göbekli) taneler oluşmasına ve tane dolum süresinin kısalmasına neden olur. Aynı şekilde tane dolum sırasında gece gündüz sıcaklıkları arasında çok fark varsa tebeşirimsi (beyaz göbekli) pirinç oranı artar. Tane dolum sırasında kuru ve sıcak rüzgarların esmesi hızlı kurumaya neden olur, buda randımanı düşürür. Tane dolum sırası ve sonrası hasattan önce hava nemi ve çiğ düşme ile veya ara ara yağmur yağarak tanelerin ıslanıp tekrar kuruması kırıksız randımanı çok önemli oranda düşürür.

Hasattan önce su kesim zamanı, hasat zamanı ve yöntemi
Zamanından önce suyun hasat için boşaltılması, tanelerin normal olgunlaşmasını önler, taneler ince ve bükülmüş olur, randıman düşer. Diğer taraftan zamanında geç su kesimi hasadı geciktirir. Gecikmiş hasatta da tanelerde nem oranı çok düştüğü için, bunlardan elde edilen pirinçlerde kırıksız randıman düşer. ( Dr. Necmi BEŞER, Dr. Halil SÜREK )

Yazıyı Arkadaşlarınla Paylaş:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay
  • Add to favorites
  • LinkedIn
  • Technorati
  • Twitter




Anahtar Kelimeler: , , , , ,